- aşkın gözü lenslidir -

- bir ev var uzakta -

- iki kere yalnızlık -

- garp -

- alın yazısı -

- insan bu -

- sen'i unutmak -

- sanat ve toplum ilişkisi -

- neden güngören? -

- 'lale devri' -

- dindar derken... -

Yazdır PDF

KARŞILAŞTIRMALI BURSA EDEBİYATI

 

                    01.12.2009

Soğuk, nemli ve sisli havasından korumak ister gibi, yüzüne on sekiz yıl boyunca aşina olduğu birine sürgülü kapılarını açıp bir annenin sıcaklığıyla sarılan bir şehir.

Ağız kurutan ve göz yaşartan heyecanın hiç olmadığı kadar kalp çarptırdığı bir memleket.

Duyulan özlemin boğaza bir düğüm attığı Bursa’m.

Demek ki gurbet türküleri bu yüzden var. Demek ki bir ailenin kucağı o yüzden bu kadar sıcak. Demek ki bir anne ve baba, tüm bunlar yüzünden çok özleniyor.

İnsanın başka bir evi olduğu düşüncesi ve kırışmaya yüz tutmasına karşın sevimlileşen ebeveyn çehresi, özlemin özel adı ve yalnızlıkların gizli öznesi.

Hem küçük hem de büyük ve ne sıradan ne de orijinal bir kent Bursa. İdeal bir başlangıç noktası. Yıllarca yaşadığım, günlerdir yaşıyor olduğum ve her zaman yaşayacağım, yaşanılası memleket.

…yazmıştım bir sene önce, ahşap renkli defterime. Çizgisizliğiyle, doldurulmayı bekleyen beyaz kâğıt yeniden önümde. Yıl 2009 değil ve kalemi elinde tutan kişi 2009’daki gibi değil. İmzasız bir monolog bu, tarih 2010.12.01.

Özleyecek kadar özümsemek ve yaşadıkça yaşlanmak istemek mümkün mü 1,5 yılda?

Göze aşina güzelliğini bana göstermekte aciz kalan Bursa, artık ne gönlümce arzulanıyor ne de aklımda gölgeleniyor; aldatıyorum onu İstanbul’la.

Tam bir sene önce, buzdolabında bekletilmiş bir aralık gününü ısıtıp, sıcak bir çorba olarak koymuştu önüme oysa, neden değişti ki Bursa?

Neden değişti? Bir zamanlar bulanıklığı berraklaştıran Mutterland, niçin bunaltıp boğuyor bünyemi?

Terminal kapısı hala sensörlü, Beysel Apartmanı otuz yıldır heybetli, on altıncı daire senelerdir kaloriferli. Soğutuyorsa bir şeyler bedenimi, bulunmalı bunun nedeni.

365 gün evvelinde koşan ayaklar, geriye adımlıyorsa eğer; ardıl ayları anımsamazken, saat sayıyorsam artık; ‘dönüş’ fiilinin dolaylı tümleci değişmişse ve eklenmişse ‘ev’ belirtecine yeni bir tamlayan, suçlu Bursa değil.

Suçlu, sürekli değişmeye mahkûm insan ve akıp giden zaman.

 

Said Dogrul

Paylaş

Facebook MySpace Twitter Delicious Google Bookmarks 


     Said Doğrul’un Eski Yazıları

Yorumlar

avatar Mehmet Kaplan
+3
 
 
Said Doğrul Bey Kardeşim;
Yaş ilerledikçe, insanın öznesi ve yüklemi bu etkileyici satırlarınızdaki gibi biribirine giriyor.
Edat tümleci olan zaman niye durmuyor diye debelenirken, biz; edebiyata sarılıyoruz. Senin
en önemli farkın edebiyattan çok ebediyete sarılman...! Eee.. böyle olunca da kendine has
üslubunun tadına doyulmuyor... Bursa ile ilgili duygularımız çok ortak... Bursa ile ilgili daha
sık yazarsan çok mutlu olurum... MKAPLAN/ÇKALE
Ad *
e-Posta
Code   
C.C.by JPS
cevap yaz
iptal
avatar Fethiye Nur Baştürk
0
 
 
Suç ne Bursa'da dır Ne insanda... Suç İstanbul'undur.. Çünkü İstanbul'un kimliğini gönül gözüyle bir kez görünce insan , semalarında yankılanan ezanı bir kez kalbiyle duyunca, Işıklarına gözlerini kapatıp 'Nur' uyla bir kez aydınlanınca Artık bütün şehirler aldatılmaya mahkumdur. Kalp ne kadar büyük olursa olsun İstanbul Kıskançtır, Bir' ikinci' yi istemez yanına...
Ad *
e-Posta
Code   
C.C.by JPS
cevap yaz
iptal
Ad *
e-Posta
Code   
JPS
Yorum Ekle