- aşkın gözü lenslidir -

- bir ev var uzakta -

- iki kere yalnızlık -

- garp -

- alın yazısı -

- insan bu -

- sen'i unutmak -

- sanat ve toplum ilişkisi -

- neden güngören? -

- 'lale devri' -

- dindar derken... -

Yazdır PDF

MEVSİM NORMALLERİ

Gün,hafta ve ay.

Kendi içindeki ardı sıralığıyla bütünlenen bu zaman kavramlarının birleştiği en genel noktadır bir yıl.

Bu bölme işlemini yapan dangalak, tasarladığı zaman dilimleriyle bitmek bilmeyen bir yarış başlatıp; sendromlar yaşadığı pazartesiye söven, saate sersem gibi bakarken nedensizce dakikalar tüketen ve kurallarını değiştiremediği oyunda bunalımlar yaşayan insanlar ortaya çıkardı.

Hayatı oluşturma ve düzenleme mottosuyla hareket ederek kendisine pandik atan insanoğlu; kendisinin belirlemediği bir zaman kavramına daha sahiptir oysa:

Mevsimler.

Zamanı geldiğinde aşındırılan kapılar veya geçilmesi zorunlu sınır noktaları.

Dijital ekranlardan değil; battaniyenin altına girme isteğinden ya da deniz kenarı kentlerinin doluluk oranından anlarız geldiklerini.

Her biri farklı yaşantılara ya da farklı giyimlere veya farklı ruh hallerine hitap eder.

Kimi hatıralar hatırlatır, kimisi ise hatıralarla hatırlanır.

“Ben bir tespit yapmak istiyorum Sayın Kırca.” heyecanına kapılıp ‘ama yaz ayrı bir süperdir be agili’ felan denilemeyecek kadar özneldir ve bu, mevsimlerin en özel özelliğidir.

Soğuk ya da sıcak ve çiçekler açmış ormanlar ya da sararmış yapraklar denilerek ayrıştırılır ve klişeleştirilir.

Mevsimler aslında bunlardan ibarettir.

Fakat yaşattırdıklarıyla insana, dahasını ve farklısını hissettirir.

Mevsimler bu yüzden Bodrum ya da Uludağ’dan ibaret değildir.

İlk olarak İlkbahar… Gerek yaşattıklarıyla gerekse değişken havasıyla karmakarışıktır.Öten kuşlara selam edip, bin atınla çocuklar gibi şen olduğun bir günün yarınında; kasvetli ve boğucu bir grilik içinde serince esen rüzgara karşı kendini paltonla koruyarak depresif şarkılar dinliyor olabilirsin.

İlkbahar’ın önüne istediğin sıfatı koyabilirsin.Arkasından küfürler edersin.Hatırlayıp ‘keşke yeniden ...’ der  özlersin.Acımasızca eleştirirsin ya da övgüler düzersin.Veya susarsın, yarınları beklersin.

Yaz. Üzerine kurulacak cümlelerin en aciz kaldığı mevsim.

Sona eren okulun sağladığı serbestiyetlikle gelen rahatlık ve asla soğumayacağı bilinen havanın verdiği enerjiyle oluşan hareketlilik.İçinde barındırdığı istisnalara karşın eğlenceli geçer zaman.

Sarı, mavi ve turuncu renklerinin hakim olduğu bugünler; sana neşe veriyorsa hızlı biter, hemen bitmesini istersen yavaş geçer.Kimi zaman yalçın dağlar aşarsın veya denizlerde serinlersin.Bazen ise yaşlı gözlü ve ıslak yüzlü bir yaz akşamında kayıp gidersin.Fakat ufukta okul görüldüğünde hatırlar ve geri istersin.

Ve sonbahar… Düzgün düzensizliğin yerini düzülesi düzene bıraktığı ve güneşin bulutların gölgesinde kaldığı ve rahatın rahatsızlaştığı ve sarının sepyalaştığı ve sıcağın soğuduğu mevsim.

Vücudun hissetmeye alışkın olduğu sıcaklığa ve bünyenin tanık olmaya saplantılı hareketliliğe elvedasıdır sonbahar.Anormal ruh hali değişimlerinin küçük bir tetiklemeye bağlı olduğu bugünlerde, ‘keşke’ ile başlayan cümleleri ‘ama’lar takip eder.

Bazen sessiz bir melankoli içinde yaşanır.Bazen ise gürültülü bir neşeyle geçer.Kısacası sana bağlıdır ve seninle birlikte biter.

Kış. ”Bu sene de iyi kavun yedik valla.” saptamasının; muhabbeti başlatmak için kullanılan “Havalar da soğudu, di mi?” sorusunu izlediği mevsim.

Maviyi engelleyen soğukluğuyla, ölümü ve karanlığı hatırlatarak insan ruhunu bir battaniyeyle örter.

Duyguları dondurandır.İsteksizlik ve üşengeçliktir.Hoşnutsuzluk ve sevimsizliktir.Beklemek ve ertelemektir.

Kısacası ne olduğuna kafa yorulmadan bitirilen ve diğer üçünü bekletendir.

Bu arada evet beni bu havalar bozdu.

 

                                                                          Said Dogrul


     Said Doğrul’un Eski Yazıları

Yorumlar

Ad *
e-Posta
Code   
JPS
Yorum Ekle