- aşkın gözü lenslidir -

- bir ev var uzakta -

- iki kere yalnızlık -

- garp -

- alın yazısı -

- insan bu -

- sen'i unutmak -

- sanat ve toplum ilişkisi -

- neden güngören? -

- 'lale devri' -

- dindar derken... -

Yazdır PDF

SİZİN HİÇ DOSTUNUZ OLDU MU?

Hançereden havalanan harfler, çizginin ince gömleğini giyip kurşunî düğmelerini kalemiyle ilikler.

İfade edilmeyen her insiyak, isimsiz bir irrealitedir; “İşçiler eziliyor” sloganı seslendirilmedikçe, işçiler bile ezildiğinin farkında değildir.

Hayalhanenizde konaklayan bir fikri fethetmek için onu dil penceresinden kanatlandırmanız gerekir; aksi takdirde her bir mefhum, bilinçaltınızın kuş tüyü yastıklarında uyandırılmayı bekler yıllarca.

Kısacası söz bir çalar saattir ve söylenen her şey ayağa kalkıp zihninizde adım adım gezinir.

O yüzden telaffuzu güç tenkitlerin tamiri de kolay değildir. Eğer kaleminizi hokkaya dostlarınız için bandırıyorsanız, ışık vurduğunuz her karanlık itiraf, somut bir siluetin gölgesine bürünür.

Bir dostun gıyabında gevelenen kibirli ve küstah aforizmalar, tavırlarınızı dağlayan bir tutam tuz.

Yâd edilmeyen hoş nitelik ve sıfatlar, yerini, aynı nakaratla biten bulanık ibarelere bırakır.

Sürekli kendini haklı gören bir kimse, kusuru hep karşısında gösterir ve arkadaşlık etmeme özgürlüğü, arkadaşlık etme özürlülüğüne dönüşür.

Belki siz de tanıdıklarınıza karşı, küçük sarsıntılarda hayal yıkıntıları yaşamışsınızdır.

Belki siz de tanıştıklarınıza yafta vurup peşin hüküm poşetine atmışsınızdır.

Belki siz de tanımadan, karşınızdakine ‘defolu’ etiketini yapıştırıp kenara fırlatmışsınızdır.

Belki de dilimizin zehirli iğnesi yüzünden kafa dengi bir dost hiç bulamamışızdır…

Hayatınızdan geçen onlarca insanı düşünün.

Kaçının yüzüne dikkatle baktınız?

Çehresinin çizgilerindeki sessizliği ve mimiklerindeki melodiyi hiç dinlediniz mi?

Gözlerinin rengi dışında, gözlerine gizlenmiş mutlulukları veya gözlerinde dizginlenmiş acıları hiç fark ettiniz mi?

Bir insanı tanımak için onun heyecanlarını, kızgınlıklarını, fikirlerini bilmek gerek.

Tanışmak için elinizi uzatmak dışında, ruhunun mezarlıklarına gömülmüş hayallerini ondan dinlemek gerek.

Onun rüyalarına yelken açmak ya da kâbuslarının mahzenine inip bir kibrit yakmak gerek.

Dost, ruhun simetrisidir; bölüşseniz de eksiltmeyendir; bir kalbi besleyen iki kılcal damardır; acıyı tatlı söyleyendir.

Dost kazanmak için cömert olmalı insan; bulunması zor, kaybedilmesi kolay olsa da.

Dostsuz kalmamalı dostlar; dostluğa iyelik ekleri getirmek gerek.

Said Dogrul


     Said Doğrul’un Eski Yazıları

 

Yorumlar

avatar Sinimmar
0
 
 
"Dünyanın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir… Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?"
Yani ki insanları tanımalı ve kendi aynamızı bulmalı.
Dostluk iki yürek arasına kurulmuş bir köprüdür, ruhların arkadaşlığıdır. Dostun olmadan anlaşıldığını hissetmek güçtür, anlaşılmadığı hissiyse pek yorar insanı.
Dostluk öyle bir kelamdır ki, paylaşmakla çoğalandır ve anlatmakla bitmeyendir. Dostumu anımsattın bana, teşekkürlerimi sunuyorum...
Ad *
e-Posta
Code   
C.C.by JPS
cevap yaz
iptal
Ad *
e-Posta
Code   
JPS
Yorum Ekle