Numan Mı Kurtulmuş?

Aykut Purde tarafından yazıldı. Aktif .

 

"Bak beyim, sana iki çift lâfım var!" diyerek başlasam yetmeyecek biliyorum; zîrâ söylemek istediklerim, söylenmesi gerekenler iki çift lâfa sığmayacak kadar çok ve yoğun. Hayır, bu hususta yalnız değilim, benim gibi hisseden 328bin "çılgın adam" var.

2011 seçimlerinden sonra böyle demiştik kendimize, "328bin çılgın adam". Hiç birimiz iktidâra gelmeyi ya da baraj denen demokrasi ayıbını aşmayı gerçekçi hedefler olarak görmüyorduk; ama %0,75 oranında oy olmak da hayâl kırıklığı yaratmıştı doğrusu. Bu hayâl kırıklığını şevkimizi, iştahımızı hiç azaltmadı elbet, hiç bir zaman bu iş buraya kadar dememiştik. Hakk için halka hizmet şuurumuz ilk günkü kadar canlıydı. Neden olmasındı, hiç kimsenin söyleyemediğini söylüyor, diğerlerinin siyâsî rant peşinde "asker kellesi" saydığı bir ortamda biz eşitlik istiyorduk. 28 Şubat darbecilerinin yargılanması için iktidar partisinden daha önemli adımlar atan kimdi? Peki ya seçim barajının kaldırılması için mücâdele veren?

Nerede bir yanlış görsek, nerede "bu milletin ensesinde boza pişiren" birilerini görsek karşısında durduk. Salt kendi memleketimizde de değil, Anadolu'ya yakın coğrafyalarda, Urumçi'de, Uzak Doğu'da yaşanan zulümlerin de karşısında durduk. Siyoniste karşı Filistinli olduk, kâtil Çin'e karşı Doğu Türkistanlı, Mübarek'e karşı Mısırlı, Kaddafi'ye karşı Libyalı. Birileri Esad'a "kardeşim" derken, biz olacakları öngörüp Esad'ı lânetledik. Ve başkaldırımız sâdece insanları korumak için de değildi, çevreyi korumak için de canla başla savaştık, gerçek anlamda çevreci politikalar benimseyen tek topluluktuk en nihâyetinde, bizden de bu beklenirdi. 3.köprünün yaratacağı çevre felâketine karşı durmak varlık amacımızdı, Başbakan'ın çılgın projesine karşı kendi çılgın projemizle canımızı ortaya koymak bizim için en tabiî olandı, nükleere karşı halkı bilinçlendirmek boynumuzun borcuydu. Peki kimdik biz? Neyin nesiydik de neyimize güvendik? Arkamızda kim vardı? Yoksa biz de Amerikan'ın oyunu muyduk?

Biz Halkın Sesi'ydik, haksızlık karşısında Hakk için durduk, kimseden emir almadık, hayâlini kurduğumuz büyük medeniyet yolunda para ve makam hırsıyla kardeşlik, birlik ve beraberlikle hareket ettik.

Hâlâ da arslanlar gibi ayaktayız çok şükür, hiç bir şey şuurumuza zevâl getiremez.

Bir de "Beyimiz" vardı bizim, Başkanımız. Çok değerli bir insandı, ülkemizin başarılı iktisat profesörlerinden. Vicdanlıydı, Allah kelâmını bilirdi, herkese kucak açar yaratılanı Yaradan'dan ötürü severdi. Başlattığı hareket benim gibi siyâsete küskün olanlara umut olmuştu. Cesurdu, oyların %50'sini almış bir başbakanın karşısında sanki iktidarda olan kendisiymiş gibi konuşurdu. Tabiî olan da buydu; zîrâ kendisi çok daha bilgili, çok daha donanımlıydı. "Sen milletin ensesinde boza pişiremezsin!" derdi Başbakan'a, pişirenlerden de bir gün hesap sorulacak derdi. "Firavunlaşmayacağız; Kârunlaşmayacağız; Belâmlaşmayacağız!" en sevdiği sözdü, Medeniyet Projemiz'in temel ilkesi olarak bu sözü benimsemiş, benimsetmişti. Başbakan çılgın projesini açıkladığında "Gerekirse kesilecek her ağaca bir Haspartili'yi bağlar yine de bu çevre katliamına izin vermeyiz!" diyerek bizim de çılgın projemiz bu demişti. Hâlbuki ülkedeki tüm partililer toplansa bile kesilecek ağaç sayısı kadar olamazdık; ama olsundu, biz ona inanmıştık, onun hayâlleri bizim hayâllerimiz olmuştu. "Başbakan Nûman!" diye gururla bağırmıştık meydanlarda.

Peki ya sonra? Nerede o büyük başkan Nûman?

Duydum ki şimdilerde iktidar partisinde bir şeyler müdürünün yardımcısı olmuş. "Hârun gibi gelip Kârun gibi gitmeyeceğiz!" derken bunu kastediyordu herhâlde, hiç Hârun olmakla uğraşmadan doğrudan Kârun olmaktı tek hayâli. Onca sözü söyleyen, Başbakan'ı sıkıştıran, muhalefet partilerine gerçek muhalefetin nasıl yapılacağını gösteren bu adam, ne oldu da temellerini kendi elleriyle attığı bir medeniyet projesini yine kendi elleriyle dinamitledi? Tüm bu insanlar birilerinin yardımcısı olmak için mi ortada bırakıldı? Bir hiç uğruna mı? Belli ki verilen sözler büyük, kulislerde dönen pazarlıklar Nûman beyi Hârun olmadan Kârun yapmaya yetecek kadar câzib, demek ki Başbakan, Nûman Bey ile "ciddî düşünüyor"; ama Nûman Bey bilsin, giderken feshettiği Halkın Sesi değil, kendi vicdânıdır.

Parti'nin bir buluşmasında Nûman Bey'le aramızda geçen diyalog hâfızamdan silmek istediğim yegâne anım olsa gerek. Sormuştum kendisine, onca teklife rağmen neden Akp saflarına geçmiyorsunuz demiştim. Bu soruyu geçmesini istediğimden sormamıştım elbette, beni ve arkadaşlarımı iknâ edecek şeyler duymak için sormuştum ve bu soruyu ilk soranın ben olmadığımı da Nûman Bey'in cevâbının ne olacağını da bilerek sormuştum. Nûman Bey de beni hayâl kırıklığına uğratmadı ve cevapların en güzelini verdi: "Onlar kul hakkı yiyor, ben kul hakkı yiyenlerle aynı safta olamam!"

Bundan sonrası için tek diyebileceğim şudur: "Âfiyet olsun Nûman Bey." Umarım bir gün başbakan olursun. Belki sen şimdi bu dünyâda gerçekten "kurtulmuş" oldun, kısa süre sonra yedi ceddin de "kurtulmuş " olacaktır; ama unutma Nûman Bey, hayat bu dünyâdan ibâret değil ve senin de âhirette işin çok zor.

Yazar Hakkında

Aykut Purde

Aykut Purde

Online dergiler Online dergiler