- aşkın gözü lenslidir -

- bir ev var uzakta -

- iki kere yalnızlık -

- garp -

- alın yazısı -

- insan bu -

- sen'i unutmak -

- sanat ve toplum ilişkisi -

- neden güngören? -

- 'lale devri' -

- dindar derken... -

Yazdır PDF

AKTARMA KAÇ DÜŞÜYOR?

Sosyal bilimler ile ilgili hususlarda benzer olayların benzer şartlarda benzer sonuçları veremeyebileceğini öğrendik. ‘Su yüz derecede kaynar’ ifadesindeki kesinliğin bir sosyolog açısından hayret verici bir unsur olmaktan çıkması mümkün değildir.

Bir başka boyutta ise sosyal bilimlerin birbirleriyle ilintili olduğunu ve bu ilintiden beslenip bu ilintiden alakasız olarak ben bu işi yapıyorum diyen insanın ‘o’ işten sapabildiğini görürüz.

Ancak tabanın genel yargılarına karşı bir sapma olmadığı ve bu sapma iç ve dış güç dengelerini rahatsız etmediği sürece şekli sapma fazla göze batmaz. 

Toplumun sosyal gelişiminin ne şekilde olması gerektiğini ileri süren bir sosyolog artık ideoloji gömleğini giymiş, bu toplumların şartlar şu haldeyken şu şekilde hareket ettiğini açıklayan sosyolog ise tarihe el atmıştır. Pek tabi bunların olmaması gerektiğini iddia etmiyorum.

Sadece sosyal bilimlerin bu esnekliğinden ilham aldıklarını düşündüğüm başta siyasetle uğraşan kişiler olmak üzere toplumsal dinamiklerin sözü dinlenir kademelerindeki kimselere ne yapmaya çalıştıklarını soran, sorgulayan; demokrasiden nasibini alabilmiş bir halk olabilmemiz beklentisindeyim:

Bunun içindir ki; yasama yetkisine gözünü dikmiş Anayasa Mahkemesi,

Türkiye’nin Kuzey ırak’a girip girmemesi hakkında resmi demeç veren rektör,

YÖK’ün mahiyetinin ne olmasını gerektiğini açıklayan süslü apoletli kurmay,

Ve daha nice bu konsepte sokabileceğiniz örnekle beraber toplum psikolojisi dersinden geçememiş ve kökü doğumlarından önceye uzanan sorunları eleştirebilen biz öğrenciler için Türk Dil Kurumu’na ‘vasıflı eylem aktarması’ tanımını öneriyorum.

Ama;

Yasa açıkça ‘yapma’ dediği halde anayasa değişikliğini içerik olarak denetlemek isteyen Anayasa Mahkemesi,

Üniversiteyi çiftliği gibi görüp ojeli girsin rujlu girmesin deme cüretini kendinde bulan rektör,

Amerika’nın Büyük Ortadoğu Projesi’ne alet oluyoruz, artık biz de sebeplenemeyeceğiz diye devleti yönetimine talip silahlı kuvvetler,

…için iki kelime yan yana getiremedim; affola.

Ancak onlar için de gülümsememe yol açan bir örnek vereyim: basketbol şampiyonasından sonra bir araya gelen Obama Gül’e akşamki galibiyetten bahsediyor, adamlar evimizde şampiyon olmuş, hem de finali bizimle oynamışlar. Gül de gayet sakin bir halde cevaplıyor: Futbol olsaydı biz yenerdik!

Ben de diyorum ki Gerçekten demokrasi olsaydı…

Aysel Serpil Görgün

 

Paylaş

Facebook MySpace Twitter Delicious Google Bookmarks 


     Aysel Serpil Görgün’ün Eski Yazıları

 

Yorumlar

avatar Mustafa Gerdan
0
 
 
¨Ancak tabanın genel yargılarına karşı bir sapma olmadığı ve bu sapma iç ve dış güç dengelerini rahatsız etmediği sürece şekli sapma fazla göze batmaz.¨ demişsiniz mesela. Ama bu cümleyle ne demek istediğiniz hiç anlaşılmamakla birlikte, devrik bir cümle de. Sizin gibi akıllı ve parlak fikirli arkadaşların edebi kalitelerine daha önem vermeleri gerekiyor. Hürmetler...
Ad *
e-Posta
Code   
C.C.by JPS
cevap yaz
iptal
Ad *
e-Posta
Code   
JPS
Yorum Ekle