Pazar, 27 Mart 2011 21:48

HASRET
Hasret çekme duygusunun, hasret çeken ve çekilen arasındaki mesafe ile doğru bir orantı olduğu sanısına kapılırdım hep. Bu kısmen doğruydu benim kavram literatürümde ancak tamamen doğru olmadığını anladım. Zira anladım ki hasret çekmek için anılara gerek varmış. İyi, güzel ve değerli anılara… Daha da ötesi “Bu anıların hatrına…” diye cümleler kurabilmek varmış. Aksi halde aradaki mesafelerin hiç mi hiç önemi yok. Ne kadar yakın olsa da… Ne kadar uzak olsa da…
Günümüz şartlarında insan mecburi olarak sevdiklerinde uzakta yaşamak zorunda kalabiliyor. Bu hepimizin hayatında olan bir durum. Mesela kazanmış olduğunuz üniversite yaşamış olduğunuz şehirden farklı bir şehirdeyse, o şehri terk etmek zorunda kalıyorsunuz. Bu zorunluluk ailenize, oradaki çevrenize ve o şehre karşı sizde bir özlem hissi uyandırıyor. Bu insana acı geliyor bazen. Hele de her ortama uyum sağlayamama gibi bir probleminiz var ise; gözleriniz hep geldiğiniz yöne bakar, ayaklarınız fırsatını bulduğu anda oraya doğru koşar adım yürür, aklınız da oradaki anılarınızla meşgul olur. Demiş olduğum gibi bu zorunluluk acımasız bir durumdur. Ama acısı ebedî olan bir durum da değildir. Bu acıyı dindirebileceğiniz zamanlarınız olur ve sonra da ya alışırsınız bu acıya yada bu durum zaten ortadan kalkar…
“ Bir ömürlük doğru bir anlık yalanla yıkılabilir.” Gerçeğidir konunun özeti ve bu durum bu dünyada acı gerçeklerden biridir. Artık karşınızda kimliğiyle, cismiyle aynı durumda olan ancak bu aynîlikle tezat halde sende yeni biri vardır. Bunlar tüm somutluğuyla karşındayken insan “eskinin” hasretinde kalır. İşte hasret kavramının sebep olabileceği en büyük acı budur kanaatimce. Mezarlıkların soğukluğundan dahi medet umulmaz olan bu hal münasebetiyle yazının başında dedim mesafeler hasret için her şey demek değildir diye.
Sözlerimi bir alıntıyla bitiriyorum:
Yalnızlıktan galip çıkmaktır irfan hiç olmadan
İrfan çıktığın her seferden dönmek hasret ekmeden
Ektiysen de ders almaktır hasret filizlenmeden
Ekmediysen de gönül almaktır seferin bitmeden.
Saygılarımla…
Beyazıd Arhan
Beyazıd Arhan’ın Eski Yazıları



















Yorumlar