Çarşamba, 29 Haziran 2011 21:56

GÖBEĞİNİ KAŞIYAN LİBERAL
Son satırda söyleyeceğimi ilk cümleden feda ediyorum: Seçimin en büyük kaybedeni LDP’dir.
Bu saptamayı yapmam hiç kolay olmadı.
Rasyonel individüalizm kuramlarına ilişkin analitik düzlemde yaptığım tahkik ve tetkikler ile birlikte; süreci neo-klasik nedenselliğe indirgemeksizin, partilerin aldığı oy dağılımını (l)epistemolojik metotlarla analiz ederek bu sonuca ulaştım.
12 Haziran 2011 genel seçimleri itibariyle %0.04’lük bir dilime sahip olan Liberal Demokrat Parti’nin oy kaybı yaşamasının başlıca faktörlerini incelerken, elbette Sorosçu kimliğimi bir kenara bırakarak hareket ettim.
Başlamadan önce belirtmek isterim ki, genel başkan Cem Toker’in, partisine yalnızca 1 (yazıyla da bir) oy veren Yozgat seçmenini, TKP’ye 31 oy çıkmasından ötürü Stockholm Sendromu ile suçlaması hiç yakışık almadı.
Onlarca kişilik parti il örgütüne acı dolu sitemde bulunan Can Çoker’in, demokrasiyi iliklerine kadar yaşayan ve liberalizmin tekel savunucusu olan bu yiğit seçmeni görmezden gelerek meseleyi saptırması, kanımca talihsiz bir açıklamadır.
Ancak Cemil Poker’in hatalı icraatları, maalesef bununla sınırlı değil.
Propaganda sürecinde Çerkezlere verilen özerklik sözü, Laz seçmenlerin kafasında soru işaretleri bıraktı. “Hamsiyi aday göstersem, binlerce oy alır.” diyen Cemal Rocker, milliyetçi karakteriyle tanınan Karadeniz insanını yanlış anlamış ve dar bir perspektiften yorumlamıştır.
LDP’nin oy deposu olarak tavsif edilen kuzey bölgelerinin sandıkta verdiği bu cevap, özellikle Trabzonluların, parti amblemindeki yunustan hoşlanmadığı gerçeğini de su yüzüne çıkarıyor.
İkinci olarak, seçim öncesinde gerçekleştirilen mini etek açılımı, kendini liberal addeden mütedeyyin kesimi partiden uzaklaştırdı. Politik olarak hem muhafazakâr hem de liberal sıfatlarına bir şekilde sahip olduğunu iddia eden ‘oydaş’ların küstürülmesi, oyları %236 oranında düşüren en önemli sebeplerden biri.
Fakat şahsi kanaatime göre en büyük etken, sıklıkla vurgulandığı üzere partide yaşanan zihniyet değişimi.
Tüzükte yer alan “Adam izindeyiz!” ifadesine karşın, söylemleriyle tutarsız bir görüntü veren yeni LDP yönetiminin bir Rus projesi olduğu iddiası pek çok platformda dile getirildi.
Yaptığı konuşmaların hiçbirinde ağzına bir kere olsun Adam Smith’in adını almayan Celal Çöker, mitinglerinde yer yer Proudhon’a atıflarda bulunarak tabanda çok ciddi kırılmalar meydana getirdi.
Türkiye’de liberalliğini ilan etmek veya ‘liboş’ yaftasıyla itham olunmak çok kolayken, 51 milyonluk bu potansiyeli değerlendiremeyen LDP, marjinal parti fetişi bulunan kesime dahi hitap edememiştir.
Halkın oldukça rerorero olması ve %99.96’sının aptal olduğu için rakip partilerden yana tercihini kullanması, tamamen bilimsel kriterlere dayanan bir gerçeklik payı barındırsa da; Aziz Nesin tarafından öne sürülen teoremin sadece CHP oylarına paralel bir yanılma oranı göstermesi, Liberal Demokrat Parti’nin savını çürütür nitelikte.
Son olarak, LDP’nin iktidar partisinden 1250 kat düşük oy almasının en dikkat çeken nedenlerinden bir diğeri de, Celil Döker’in, eski genel başkan Besim Tibuk kadar iyi vaatler vererek halk nezdinde heyecan oluşturamaması.
Bir tane bile kaset çıkarmadan istifa eden eski liderin ‘aile piyangosu’ vaadine nazaran; Cibril Yoker’in tüm kara bağlantılarını yok edip Türkiye’yi adaya dönüştürme projesi, üç tarafı denizlerle çevrili cennet vatanımızı bölmek isteyen iç ve dış mihrakların eline koz verdiği için büyük tepki çekmiştir.
***
Köşe olmuş birçok yazarın çiğneye çiğneye pert ettiği beylik lafları, ‘sosyolojik gözlem’ libası giydirip ciddiyetin maskesiz balosunda ağırlamak, ironiyle pudralanmış müsveddeler için bile zor.
Seçim sonrasında gazete sütunlarına poz veren onlarca yazı okumuşsunuzdur.
Makarna edebiyatının kömür akımına bağlı vakanüvislerimiz, akademik argonun bidon kafa vezninde yine göbek kaşıtan satırlar döktürdü.
Tekrara düşmüş ezberlerin esneten teferruatını gevelemek veya gündemin güzeranında gevezelik edip papyonlu paragraflar düzmek gereksiz.
Seçimin kazananı/kaybedenini belirlemek üzere yazı-tura atıp, “halkımız çok cahil şekerim...” salatasına maydanoz ekmek yerine, sözü üstadına bırakıyorum:
“
İzah ve ispat edemediği için itham; anlayamadığı için inkâr eden kısır ve sefil bir tenkit. Kendisi düşünemediği için, halkın da düşünemediğini sanır. Bir ses değil; aksisedadır: Çarpık, boğuk ve ufuksuz bir aksiseda.
”
Said Dogrul
Said Doğrul’un Eski Yazıları



















Yorumlar