- aşkın gözü lenslidir -

- bir ev var uzakta -

- iki kere yalnızlık -

- garp -

- alın yazısı -

- insan bu -

- sen'i unutmak -

- sanat ve toplum ilişkisi -

- neden güngören? -

- 'lale devri' -

- dindar derken... -

Yazdır PDF

U(S/T)ANÇ

Çok değil, bir hafta kadar önceydi.

Daha evvelki konuşmalarımızdan ateist olduğunu öğrendiğim Ricardo, benden bir ricada bulunuyordu.

Arkadaşlarıyla beraber oluşturdukları blog sayfasında yayınlamak için; Fransa'nın son günlerde çokça gündeme gelen "peçe yasası" hakkında ne düşündüğümü, dahası biz Müslümanlar için başörtüsünün ne anlama geldiğini anlatan bir yazı yazmamı istiyordu... Hepsi bu!

Ricardo, samimiyetine çokça güvendiğim henüz üniversite öğrencisi olan Portekizli bir arkadaşım. İlk anda oldukça şaşırdığım bu ricası üzerine benden istediği metni yazıp yolladım.(ilgilenenler için: http://esramatur.blogspot.com/2010/09/respectwhat-good-thing.html )

Ama asıl konu, içinde bulunduğumuz zıtlık...

Çoğunluğunun Müslüman kimliklere sahip olduğunu bildiğim bir çevrem ve ondan öte, halkının büyük bir kısmının Müslüman olduğu bir ülkem varken, Portekizli ateist bir öğrenci grubundan Müslüman hak ve hürriyeti aleyhine çıkartılmış yasaya karşı tepkiler aldım. Ama benzer aktiflikteki tepkileri az önce bahsi geçen yakın çevremden göremedim... İşte bu, size göstermeyi istediğim içinde bulunduğumuz zıtlık. Ve ben bundan utandım.

Eminim, Ricardo ve arkadaşlarını harekete geçiren şey içlerinde besleyip büyüttükleri Müslüman fanatikliği değildi.

Daha ziyade, insana ve onun haklarına verdikleri değerdi.

Bugün, Türk arkadaşlarımla aynı konu üzerinde konuştuğumda, "yorgun" yorumlar alıyorum. Evet, insanımız bu tür problemler üzerine düşünmeye yorgun ve umutsuz bakıyor. Belli ki, bugüne dek edinilen çözümsüzlükler, şimdi onları pasif kalmaya itiyor. Kendi insanı, okulunda başını örtemezken, Fransa sokaklarında yüzünü örtemeyen birileri için hareketlenmeyi "ikincil" buluyor.

Usanç... Genel çerçevede "insan", özelde "Müslüman" olarak bizi yakından ilgilendiren bir mevzuda nasıl sessiz durabildiğimizin nedeni oluyor.

Ve utanç... Benim de üyesi olduğum toplumun zamanla içine itildiği usanç dehlizinde; kendi sessiz, durgun ve yorgun hallerinin tezahürüne baktığında duyduğu hissiyat oluyor.

Kimseyi yermek ya da eleştirmek niyetinde değilim. Ben bugün sadece üzgünüm.

İnsan hakları adına blog sayfalarında arkadaşlarıyla mücadele veren, "ben" olmadığım için üzgünüm.

Daha çok insanın, insan hakları ihlallerine karşı durduğunu göremediğim için üzgünüm.

"İnsan"ın daha değerli olduğu bir dünyayı bir türlü şekillendiremeyen "dünya insanı" için üzgünüm.

Esra Matur


     Esra Matur'un Eski Yazıları

Yorumlar

avatar Mustafa Gerdan
0
 
 
Utançlarımızdan biri usanmış olmamız, haklısınız. Fakat bizi utandıran ve görmekten usanç duyduğumuz bir başka sahne daha var. Benim 'saçörtülüler' diye tabir ettiğim, önce neresini kapatması gerektiğini bilmeyen bir Müslüman hemşire gençliğimiz var. Örtünmeyi yanlış anlamış yanlış yeredn örtünmeye başlayanları gördükçe ve örtünmedeki samimiyetsizlik lerini gördükçe, ağlayacak daha acı meseleler var diyorum. Darfur'da, Filistin'de, Irak'ta annelerimin, bacılarımın ve dahi zulüm gören tüm kardeşlerimin acısının yanında, zaten örtünmeyi çok da istemeyen milyonlarca kız kardeşimin heryerini örtebilecekken örtmeyip, sadece saçını örtmek için bu kadar ağlaşması bana ikincil önemde geliyor. Elbette ki özgürlük noktasında hemfikiriz, elbette ki saç da örtülmeli. Ama önce -güzel örtünenleri tenzih ederek söylüyorum- bacılarımız samimi ve Allah rızası için doğru örtünmesini bilsinler, sonra biz sokaklara da dökülürüz icabında. Usancımız bu hayal kırıklığındandır bacım.

http://www.senaidemirci.net/yazilar.php?kategori=1&makaleid=2704

http://www.mstfgrdn.com
Ad *
e-Posta
Code   
C.C.by JPS
cevap yaz
iptal
Ad *
e-Posta
Code   
JPS
Yorum Ekle