- aşkın gözü lenslidir -

- bir ev var uzakta -

- iki kere yalnızlık -

- garp -

- alın yazısı -

- insan bu -

- sen'i unutmak -

- sanat ve toplum ilişkisi -

- neden güngören? -

- 'lale devri' -

- dindar derken... -

Yazdır PDF

VE HAK YERİNİ BULUR…

1998 yılının Aralık ayı... Ben,8 yaşında olmanın gereği, pek de iyi hatırlamıyorum. Ama büyüyünce öğrendim; Türkiye tarihinin sancılı dönemlerinde, mağdurlar listesine girdiğimiz günler, işte o günlermiş.

Babamın Türk Silahlı Kuvvetleri'ndeki görevine Yüksek Askeri Şura (YAŞ) kararıyla son verildiği ve "disiplinsizlik" suçu gerekçe gösterilerek ordudan uzaklaştırıldığı tarihlermiş.

Disiplinsizlik... Binlerce "asker baba"nın hüküm giydiği, binlerce masum aileyi zorlu dönemlere iten suç(!), dosyalarda yazılana göre disiplinsizlik suçuymuş.

Evin en küçüğü olarak; ortada ne tür işlerin döndüğünü, babamın her sabah aynı üniformayı giyip aynı askeri araca binerek işe gitmeyi "neden" bıraktığını anlamasam da, evimizde yeni ve alışık olmadığım bir hayatın başladığını hissedebiliyordum. Babam durgunlaşmış, annem daha düşünceli görünür olmuştu. Eve uzak & yakın tanıdık ve akrabalardan telefonlar yağıyor ve insanlar duydukları haberin doğruluğunu teyit etmek istiyordu. Haber doğruydu, babam ordudan ihraç edilmişti.

Son görev yerimiz olan Elazığ'dan, memleketimiz Bursa'ya dönüşümüz de bu vesileyle vuku buldu.

Ve ben bir daha babamı üniformalı görmedim.

Bir daha hiçbir askeri hastaneye gitmedim.

Hiçbir ordu evine "yaklaşmadım".

İskender Pala'nın "İki Darbe Arasında" isimli kitabını, beni ve ailemi anlattığı için sevdim.

O'nun dile getirdiği gibi " çok şükür ki mazlum olduk, zulmeden olmadık" dedim.

Şimdilerde çok farklı hissiyatlardayım.

Bu yazıyı kaleme alma nedenim ise, yaşadığım hissiyata sizi de ortak etmek ve Türkiye'mizin geldiği noktayı bir nebze olsun gösterebilmek.

Bildiğimiz üzere, Türkiye 2010 yılının Eylül ayında bir referandum geçirdi. Benim, ailemin, yakın çevremin ve halkın %58'inin "EVET" dediği bu referandumla, ordudan haksız yere ihraç edilen binlerce aile için yargı yolu açıldı. Bu, pek çoklarının hayalini bile kuramadığı, bir zamanların Türkiye'sinde "imkânsız" denilen ama 2010'ların Türkiye'sinde "mümkün" olduğunu gördüğümüz bir olaydı. Bizi haksız yere ordudan, kurulu düzenimizden, sahip olduğumuz her şeyden "men" edenlere karşı davamızı açtık ve kazandık!

"İade-i itibar" yasası ile elimizden haksız yere alınan haklarımızı geri aldık.

Türkiye'de bir şeylerin "adil" olduğuna, adaletin tecelli ettiğine dair inancım artıyordu.

Bunun için annemin hiçbir duasında ismini unutmadığı Başbakanımıza ve referandum sürecinde ve sonrasında emeği geçenlere karşı minnettarlığımız hat safhada.

Biz aslında elimizden "çalınan" haklarımızı aldık.

Ama hakkı sahibine iade ettiren Allah'a şükrü ve O'nun bu işe memur kıldığı sebepler dairesindeki kimselere de teşekkürü (inşallah) unutmadık.

Bugünkü hissiyatım budur.

Cüzdanımda bugün bir askeri kimlik kartı taşıyorum.

Çünkü bugün yeniden, "ben asker kızıyım" diyorum.

Artık bugün ve her gün, ben Albay Savaş Matur'un kızıyım!

Esra Matur

Paylaş

Facebook MySpace Twitter Delicious Google Bookmarks 


     Esra Matur'un Eski Yazıları

Yorumlar

avatar GÜLŞEN YAKAR
+3
 
 
YAZINIZI ÇOK BEĞENDİM.
BU KONU HAKKINDA BU KADAR DETAYLI BİLGİM YOKTU, ÇOK ETKİLEYİCİ, TEBRİKLER..
Ad *
e-Posta
Code   
C.C.by JPS
cevap yaz
iptal
avatar Furkan BURHAN
+3
 
 
tek kelimeyle müthiş ülkemizdeki çoğu kişinin hissiyatını ortaya koymuşsun Esra abla tebrik ettim ve devamını bekliyoruz.
Ad *
e-Posta
Code   
C.C.by JPS
cevap yaz
iptal
avatar merve eser
0
 
 
esra'cım eline sağlık (albay mehmet eser'in kızı)
Ad *
e-Posta
Code   
C.C.by JPS
cevap yaz
iptal
Ad *
e-Posta
Code   
JPS
Yorum Ekle