Pazar, 08 Ağustos 2010 12:38

NÜ FİKİRLER: Yeniden Diriliş vs. Yok Oluş
Gün geçtikçe evrilen fikirlerin, gittikçe olgunlaşan bilinç perdesi üzerine yansıttığı paragraflar çeşitli noktalama işaretleriyle sonlanır.
Tırnak işaretiyle temellük edilmiş düşünceleri kendisine basamak yapan soru işareti, aslında birçok cevaptan daha zor cümlelere misafir olur.
Akla geldiği andan itibaren bünyeyi soru işaretinin çengeliyle sarmalayan ‘yokluk’ hissi; soru sormayı, cevap okumaktan daha güç kılar.
Hiçbir şey, hiçliğin kendisi kadar korkunç değil.
Kapkaranlık bir tabuta konup soğuk ve ıslak toprağa gömüldükten sonra, simsiyah bir boşluğun içinde sonsuz bir sessizliğe karışmak düşüncesi, bütünüyle ürkütücü.
Temelinde mantık hataları barındıran bu fikir; gecenin gündüze devrini, kışın bahara çevrimini ve kupkuru dalların yemyeşil ağaçlara dönüşümünü gören bir kimse için cevapsız kalan bir soru işareti.
Çünkü, insan hayatı eğer iki karanlık arasındaki bir şimşekten ibaretse ve yokluktan gelip yokluğa gidiyorsa; yaşamdan daha asılsız, alakasız ve anlamsız bir şey yoktur.
Aynı element orjinine sahip kömür ve elmasın farklı nitelikler taşıması gibi, insan ırkının da değerlendirilip derecelendirilmesi gerekir; tedric edilmeksizin çürümesi değil.
Okuduğunuz bu satırların bir yazarı, önünüzde bulunan ekranın bir mühendisi, kullandığınız yazılımın bir programcısı vardır; öyleyse hiçbir şey kendiliğinden olmamış ve hiçbir şey kendi haline bırakılmamıştır.
Eğer her şeyin bir yaratıcısı varsa, O, yarattıklarını boşuna ve başıboş yaratmamış; devamsız, muvakkat ve mütegayyir bir siluete terk etmemiştir.
Benzer mantık uyarınca, sanatıyla görmek ve görünmek isteyen Yaradan; masnuatının zayıf bir gölgesini gösterip, yarattıklarını zevale mahkûm etmez.
Öte yandan dünya üzerinde haksızlıkların hâkim olduğu herkes tarafından kabul edilen bir gerçek.
O halde insanoğlu ihmal edilmiş değil, imhal edilmiştir; kendisine mühlet tanınmıştır. Zira icra edilemeyip tehir olunan adalet, bir Büyük Mahkemede mükâfat veya mücazat kararını vermek için sırasını bekliyor.
Elbette tüm bunları düşünmeksizin sol üst köşedeki ‘kapat’ butonuna tıklamak veya bu sayfayı simge durumuna küçültüp Facebook’ta takılmak mümkün; ancak ölüm öldürülemiyor, kabir kapısı kapanmıyor ve ecel ensemizde esniyor.
Seçim iradesi ise insanın elinde: Ufalanmaya ve yok olmaya mahkum bir kömür torbası veya değerini kaybetmeyecek olan bir elmas parçası.
Said Doğrul’un Eski Yazıları



















Yorumlar
Camerlengo: Eğer ben de sana garip bir cevap verebileceksem.
Muhafız: Tanıdığım tüm rahiplere sordum ama hala anlayamıyorum. Ben bu "kadiri mutlak ve esirgeyen" olayını anlayamıyorum.
Camerlengo: Kadiri mutlak, iyilikseverin anlamı Tanrı'nın her şeye gücünün yettiği ve iyi kalpli olduğudur.
Muhafız: Manasını anlıyorum ama ortada bir çelişki var gibi.
Camerlengo: Evet, çelişki acıdır. Açlık, savaş, hastalıklar...
Muhafız: KESİNLİKLE!
Camerlengo: Öyle mi?
Muhafız: Şey, Tanrı bizi seviyorsa ve eğer bizi koruyabiliyorsa öyle yapması gerekirdi. Her şeye gücü yetiyor, ama umursamaz ya da iyi kalpli ama gücü yetmiyor.
Camerlengo: Çocukların var mı teğmen?
Muhafız: Hayır, signore.
Camerlengo: Sekiz yaşında bir oğlun olduğunu düşün, onu sever miydin?
- Elbette.
- Hayatta acıyla karşılaşmaması için var gücünü kullanır mıydın?
- Elbette.
- Kaykay yapmasına izin verir miydin?
- Evet, sanırım. Elbette kaykay yapmasına izin verirdim ama ona dikkatli omasını söylerdim.
- Demek ki bu çocuğun babası olarak ona bazı temel, iyi tavsiyelerde bulunup gitmesine ve hata yapmasına izin verirdin.
- Eğer sormak istediğiniz buysa, peşinden gidip onu hanımevladı gibi büyütmezdim.
- Ama ya düşüp dizini kanatırsa?
- Daha dikkatli olmayı öğrenir.
- O zaman çocuğun acısını engellemeye gücün yetse bile, hayattan kendi dersini almasına izin vererek ona sevgini göstermeyi tercih edersin, öyle değil mi?
- Elbette. Acı, büyümenin parçasıdır. Bu şekilde öğreniriz.
- KESİNLİKLE!
"Dan BROWN - Melekler ve Şeytanlar"