- aşkın gözü lenslidir -

- bir ev var uzakta -

- iki kere yalnızlık -

- garp -

- alın yazısı -

- insan bu -

- sen'i unutmak -

- sanat ve toplum ilişkisi -

- neden güngören? -

- 'lale devri' -

- dindar derken... -

Yazdır PDF

ÖZLEME ÖZLEM DUYANLARIN TÜRKÜSÜ

Öylesine bir duygu olmuyor bâzen, geldiği gibi gitmiyor. Kabûllenmek zor evet, unutmak daha da zor. Belki de unutmayı daha da zorlaştırıyor bu kabûllenmeme hâli, kabûllenememe hâli; ama kâbullenmek bile bu kadar zorken insan unutmaya çalışmaya dahî cesâret edemiyor. Aslında aptallık bu, düpedüz aptallık, ötesi değil. Daha önce de çok sevmiş acı çekmiş biri bile aynı acıları tekrar tekrar yaşabiliyor. Biliyor geçecek, yarın bir başkası olacak ve onu da çok sevecek, vazgeçilmezi olacak, onunla geçmişini unutup geleceğini onun kollarına bırakacak; ama olmuyor arkadaş, seviyorsan bunları düşünmeye bile vaktin olmuyor. Elem ve keder ile geçen günleri tâkib eden gözü yaşlı geceler geçirmek daha kolay geliyor unutmaktan. Öylesine bir duygu olmuyor bâzen…

Zaman da devâ olmuyor ki bu derde. Zaman sâdece acının olağanlaşmasına sebeb oluyor, hayâtın bir parçası hâline getiriyor gözyaşları ve sinir krizlerini. Aslına bakılırsa ayrılığın ilk günleri, onsuzluğun ilk günleri, en kolay günleri oluyor bundan sonra onsuz yaşanacak sefil hayâtın. Hâni kalp daha yeni kırıldı ya, hâlâ çok sıcak, acı hissedilmiyor. Kabûllenememe değil bu, başka bir şey. Zaman, mekân; her şey yitiyor sanki, farklı bir boyuta geçiyor insan. Onun hayâli gözlerinin önünde, neden acı çekesin ki sevdiceğin yanı başındayken? Hayâl ile gerçeği ayır edecek durumda değilsin zâten; kokusunu, gülüşünü, o narin ellerin dokunuşunu hiç kaybetmedin aslında. Hâlâ en mutsuz olduğun anlarda onu düşünüp, sana bakarken parıldayan yeşil gözlerinin büyüsüne kapılıyorsun, her şeyi unutuyorsun onun tek bir bakışıyla. Acı asıl işte bu hayâl silikleşmeye başlayınca hissediliyor. Günler geçtikçe kendi boyutuna dönüyor insan. Önce bir afallıyor, etrâfında olup bitene anlam vermeye çalışıyor. Sanki uzun bir yurtdışı seyâhatinden dönmüş gibi, her şey farklı geliyor, sanki hayat devâm ederken zaman onun için durmuş. Hayâtın devâm ettiği idrâk edilince ayrıntılar da silikleşmeye başlıyor. Dokunuşu gidiyor kokusunu da almış yanına. Sesi gidiyor, o en güzel sözlerin döküldüğü, hani o seni seviyorum diyen dudaklar gidiyor. Sâdece gidiyorlar, ne unutmaya yardımcılar ne acıyı dindirmeye. Sevgiliye ait ayrıntıları alıp götürüyor zaman o kadar, o kaybetmekten korkulan işte. Gülüşü de gidiyor, seni her gördüğünde kızaran yanakları da; ama o gözler, onlar hiç gitmiyor be arkadaş, hiç gitmiyorlar! O bakışlar, hâlâ gözünü her kapadığında sana bakan o yeşil gözlerin nûru… Zaman da devâ olmuyor ki bu derde!

Lâkin kimileri için daha da zor bu acıyı çekmek. Tesellîler acıyı hafifletiyor elbet, dostlar mutluluğa vesîle olmak için çabalıyorlar. Hayâta tutunacak bir dal varsa iyi vakit bile geçiriliyor zaman zaman. Çok istedim ben de, en azından bir sigara yakayım da kederime eşlik etsin diye; ama kimileri o kadar cesur değildir. Kimileri bu acıyla tek başına yüzleşmek zorundadır. Onların hayâtı özlemdir, özlemden ibârettir. “Ying” de özlemdir onlar için “Yang” de. Özlem acılarını daha da derinleştirir, bunu da bilirler; ama özlemsiz de yapamazlar, özlemden başka ne kaldı ki ellerinde? Her şey gitmiş, her şeyi kaybetmişler zâten. Can gitmiş, cânan gitmiş, can üstüne cânan gitmiş. Bir tek özlem kalmış, yâre duyulan özlem, onu da kaybetmek ölüm demek. İşte bu kimileri özleme özlem duyanlardır, özlem duymadıklarında özlemi özlerler ve bu yüzden aşk acısı en çok onların canını yakar. Elbet herkesi üzer aşk, herkes üzülür; lâkin kimileri için daha zor bu acıyı çekmek.

En kötüsü de insanın kendine olan saygısını yitirmesi herhâlde. Yârin karşısında gururdan eser kalır mı hiç! Ama başlarım gurûruna, gurûrun kurbân olduğu aşksa umursamıyor insan. Her aşk da mutlu sonlanmıyor elbet, her âşık olduğuyla hayâlini kurduğun hayâtı yaşamıyor insan. Hayâlini kurduğu hayâtı tek bir kişiyle yaşayacaksa insan, bu gurûru ayaklar altına almaya değmez mi? Değer tabî ki. Peki bu durumda gurur sâdece ayrılıklarda mı değer biniyor? Öyle maalesef. Başına tâc ettiği, emrine amâde olduğu güzelden o mıh gibi aklına kazınan ve söküp atamadığı çirkin sözleri duyacağına kim ihtimâl verir ki? Acabâ ayrılıklar gerçekten bu kadar değiştirebilir mi insanları, yoksa birlikteyken sâdece güzellikler mi görülür? Her ne olursa olsun kendine olan saygısını kaybetmemeli insan. Kendisi için değil yanlış anlaşılmasın. Giden sevgili için. Gitmiş olsa da sevdiği için. Hakâretler etmiş olsa da sevdiği, kendisini hak etmediğini düşünse de sevdiği için. Her şeye rağmen sevdiğin kadında izin kalsın istiyorsan gurûrunu koruyacaksın arkadaş; çünkü ona yaşattığın unutulmaz bir günü ömür boyu hatırlasın istiyorsan kendine olan saygını yitirmeyeceksin ki o da sana olan saygısını yitirmesin. Hiç değilse adam gibi bir vedâ için yapacaksın bunu, kavga dövüş olmadan son defâ görüp belki de sın kez seni gerçekten sevdim diyebilmek için yapacaksın. Yoksa sonun pişmanlık.  Ayrılıktan sonra yaşadığın her sâniye pişmanlık zâten. En kötüsü de insanın kendine olan saygısını yitirmesi herhâlde.

Müslüman olmak şu hayattaki en kolay iş! Kur’an bize her çıkmazdan çıkış için bir yol göstermiş. Bizi hep koruyup gözetleyen bir Yaratıcı varken biz neden korkalım ki? Düşünsenize; olmasını çok istediğiniz, uğrunda gecenizi gündüzünüze kattığınız, gecelerce duâ ettiğiniz adaklar adadığınız bir şey, Allah istemezse olmuyor. O, kulunun iyiliğini düşünerek “Senin için hayırlı olan bu değil.” diyor ve istediğimizi bize vermiyor. Biz çabalama ve fedâkârlıkların arasında o işin sonun kötü olacağını göremeyiz zâten, o ihtimâli düşünmek istemeyiz; ama O bizim yerimize düşünüyor, bizden sâdece îmân etmemizi, “Hayırlısı buymuş.” dememizi istiyor. İşe besmeleyle başlayıp, şerre sabır, hayra şükran göstermekten kolay ne var? Bunu anlaması aylarını alıyor bâzen insanın; ama Allah tövbe kapılarını ardına kadar açık tutarak bize bir çıkış yolu sunuyor. Nîsâ-45’te buyrulduğu gibi:”Gerçek bir dost olarak Allah kâfîdir.” Müslüman olmak şu hayattaki en kolay iş!

 

Aykut Purde

Paylaş

Facebook MySpace Twitter Delicious Google Bookmarks 


     Aykut Purde'nin Eski Yazıları

Yorumlar

Ad *
e-Posta
Code   
JPS
Yorum Ekle